Cinsi Kırıklar Neden Dayanışır ?

Herkesin malûmu olduğu üzere, memleketimizde her türlü acayip gibi cinsi kırıklar, cinsiyeti karışıklar da Kürtçü örgütlerin himayesinde barınır ve örgütlenir.
Bunun nedenlerini, lafı fazla uzatmadan izah etmeye çalışacağım.

1- Cinsi kırıklar, soyu bozuklar gibi geçen yüzyılın komünist örgütlerinin artığıdır. İkisi de aynı bokun soyudur.

2- Kürtlük de cinsi kırıklık da yasalarla tanınmamış, insan sınıfına dahil olma girişimi için 21. yüzyılı beklemiş acayipliklerdir. Milyarlarca yıllık mazisi olan insanlık aleminde, böyle garabetler ancak 21 yüzyılda varlık sahasına çıkmıştır. İkisi de insanlığın bir parçası değil, 21. yüzyıl dünyasının birer çirkinliğidir.

3- Kürtçülerden de cinsi kırıklardan  da adam çıkmaz. Kadın da çıkmaz. İnsanlık tarihine katmış oldukları hiçbir güzellik kayıtlı değildir. Hiçbir insanın faydasına olacak, çöp kadar bir katkıları olmadığı halde, insanlık kelimesini en çok istismar edenler bunlardır. Fahişe ya da terörist, travesti  ya da anarşist bunlardan çıkar ama bilim adamı değil çiftçi bile çıkmaz.

4- Barış, sevgi, çiçek, gökkuşağı vb. kelimelerini en çok kullanan fakat, anarşi, huzursuzluk, fuhuş, uyuşturucu ticareti gibi sosyal pisliklerin kaynağı olanlar yine kürtçüler ve cinsi kırıklardır.

5- Kürtçüler toplumumuzdan def edilmiş olsa dağda terör, şehirde uyuşturucu ticareti, kaçakçılık, değnekçilik, kapkaç gibi problemler bitecektir. Cinsi kırıklar da toplumda zührevi hastalıkların, psikolojik bunalımların, fuhşun vs. kaynağıdır. İki zümre de insan cinayetinin farklı kollarında çalışır, toplum huzurunu hedef alır.

6- Kürtçüler de cinsi kırıklar gibi hareket kaynaklarını, iddialarının dayanağını yabancı ülkelerden alır. Hiçbir yerli ve milli iddiaları olamayacağı için bütün referansları okyanus ötesi ülkeler ya da Avrupa çöplükleridir. Bu sosyal mikrop kaynaklarına göre, Amerika’da türemiş bir mikrobun ülkemize ve toplumumuza bulaştırılması, medeni bir ilerlemedir. İki zümre de ilaç tüccarı gibi mikrop ithalatı işiyle meşguldür.

7- Kürtçüler de cinsi kırıklar da uzaktan bakınca bile birbirlerine benzer. Tam olarak ne cinsiyetleri, ne kişilikleri net olarak bellidir. Günlük olarak cinsiyetleri, karakterleri, ruh halleri değişebilir. Bir dakika önce insanlıktan bahis açan bir cinsi kırık ya da kürtçü, bir dakika sonra insan katletmeye uygun bir ruh haline bürünebilir.

8- İkisi de faşizme karşıdır. Saddam’ın hiç bulunamayan nükleer silahları gibi, her tarafta faşist olduğunu iddia ederler fakat asıl söylemek istedikleri şey, kendilerinden olmayan herkesi o kelimeyle ifade ettikleridir.

9- Kürtçüler, sözde kürtlüklerinin tanınması ya da ciddiye alınması için mücadele ederler. Kuduz köpek oldukları için ölene kadar kan peşinde koşacak karakterlerini, bu şekilde saklarlar. Fakat, kendilerine kürt diye hitap edildiği taktirde, bunda bir hakaret kastı olduğunu anlarlar.
Aynı şekilde, cinsi kırıklar da -sözde- cinsel tercihleri tanınsın, resmiyet kazansın diye mücadele ederler; fakat yüzlerine karşı ne oldukları söylendiği taktirde, o kelimelerin bir saygı değil küfür kelimesi olduğunu bilirler.
Kürtçüye kürt demekle, cinsi kırığa cinsi kırık demek aynı şeydir. İkisi de aslında ne olduklarını gayet iyi bilirler.

10- Kürtçüye kürt dememek “inkâr”, kürt demek “faşizm”dir. Öyle anlarlar; öyle itham ederler.
Cinsi kırığa erkek ya da kadın demek “inkâr”, “dönme” demek homofobidir. Öyle itham ederler.
Aslında yasalarımıza ve değerlerimize göre “inkâr” da suç değildir, homofobi de.
Fakat, bölücülük, kaçakçılık, teröristlik, haraç, gasp, adam öldürme, fuhuş, huzursuzluk çıkarmak, toplum ahlâkını bozacak hareketler yapmak suçtur !
Ülkemiz, bu cinsi kırıklar, soyu bozuklar sürüsü tarafından -maalesef- suçlunun, masumu itham ettiği, masumun yaşam alanının tacize uğradığı bir anarşi ülkesi haline gelmiştir.
Kürde kürt demek -anında- faşizm damgasıyla yaftalandığı gibi, cinsi kırığa “puşt” demek de -anında- homofobiyle yaftalanır oldu.
Toplumun her ferdinin saygıyla kabul edilmesi  ya da demokratik haklar gibi ucu-sonu belirsiz, saçma sapan tezlerle sokaklarımıza dökülen bu çöplükler, homofobiklerin ve babasının malı olan Türkiye’de yaşayan Türklerin yaşam alanlarını daraltmakta, alın teri ve kanla kazanılmış haklarını, işte bu kendileri gibi çöplükten ve pislikten üremiş iddialarla gasp etmeye çalışmaktadırlar.

Mikrobun hijyenden şikâyet etmesi gibi acayip bu durum karşısında, temizliğe önem verenlerin yapabileceği tek şey, yaşam alanlarımızı mikroptan arındırmaktır.

Caner KARA