Düşünse 2

Köprüyü, tüneli Japon yapıyor.
Denizde yatı, teknesi olanın kendisi Türkiye vatandaşı olsa da gemisinin çeşit çeşit bayrağı var.
Hububat, nebatat dünya karması…
Kendi aralarında rekabet içindeler.
İş güç dediğin gâvurun fabrikası…
İş adı altında eziyeti gâvur veriyor; ücretini hükümet açıklıyor.
Hayvancılık yapsan -hanımın şalvarı yok- sığıra, davara küpe alıyorsun.
Küpeyi bırak, beşi bir yerde taksan, her sene bir arıza çıkıyor.
Deli dana bitse, Sars başlıyor. Onu atlatmadan kene türüyor. Ha bitti derken kuş gribi fırlıyor…
Bitmiyor.
Her taraf deniz. Ağ atsan balık yok. ‘Rast gele’ deyip demir alıyorsun. Rast gelse balığı alıp gelene kadar, Norveç’ten paketlenmişi daha ucuza geliyor.
Çayı sen topluyorsun; fiyatını hükümet açıklıyor.
Kafana kadar çamur; pancar söküyorsun, fabrikasını satıyor.
Ampul yakıyorsun, TRT vergisi geliyor.
Taharet almaya çalışıyorsun, arkana çöp vergisi kaçıyor.
Domatesi sen ekiyorsun; kavgayı bunlar çıkarıyor.
Bir sene Rus ambargo koyuyor, öbür sene Yahudi alışverişi kesiyor.
‘Sen al’ desen, ‘sarayın bahçesine organik ektim’ diyor.
Telefonu, bilgisayarı, röntgeni, tomografiyi gâvur satıyor.
‘Hastanelerden telefonla randevu aldım’ diye bunları övüyorsun.
Tekel’i gâvura satıp parasını alıyor, cebinden sigarayı çekip ‘buna para verme’ diyor.
Okula gidiyorsun, eğitim eksik.
İşe gidiyorsun, maaş kesik.
Karpuz ekiyorsun, içinde tohum yok.
Askerlik yapıyorsun, terör bitmiyor.
Cep telefonunun kamerasında halka çağrı yapıp darbeyi durdurabiliyorsun…
120.000 imam camiye çağıyor, hâlâ cemaat yok.
Elin gâvuru tek kanaldan 10 sezonluk diziyi dünyaya yayınlıyor, sen de bir ezanı okutmaya, 5 vakit namaz kıldırmaya 3 ilin nüfusundan fazla adama maaş ödüyorsun…
Hâline acıyana kızıyorsun, acımayana kızıyorsun…
Hâline bakmadan hâlâ ‘kimi seçeyim’ diyorsun.
Suriyeli misin sen? Ne aldın ki ne veriyorsun?

Dış güçlerden büyük güç var mı kardeşim?
Her işe onlar bakıyor memlekette…
Oyu sen veriyorsun, sorumluluğu onlar alıyor.
Şöyle yap sen:
Domates ekiyorsan Rusya’ya oy vereceksin. Aranız bozulmasın.
Elektronik bir şeyler lazım oluyorsa, Japonlarla Amerikalılar arasında kafan karışabilir. Hangisi ucuza veriyorsa onu seç.
Ramazan’da hurma yiyorsan İsrail’e, mercimek çorbası seviyorsan Kanada’ya oy vereceksin.
Palamut balığı iyi geliyorsa Norveç’e, Mersedes’e biniyorsan Almanya’ya, Reno az yakıyorsa Fransa’ya oy vereceksin.
Sigarayı seviyorsan işin zor.
British-American kanser yapabilir. Philip Morris gerici diyorlar. Japan Tobacco İnt. demokratmış. Aklında bulunsun.
Araba Alman mı, Fransız mı, Japon mu diye kafan karışabilir.
Demokrasi çok seslilik demektir.
Benzinliyse Irak’a, mazotluysa Suudi Arabistan’a, tüp taktırdıysan Gürcistan’a oy vermen lazım. Boruları oralardan döşüyorlar.
Dolar düşsün istiyorsan ABD’ye, leğen falan lazım oluyorsa Çin’e, çikolata seviyorsan İtalya’ya oy vermen lazım.
İneklere saman lazımsa Bulgaristan, bostana tohum lazımsa İsrail… Unutma.

Yok; ‘benim dış güçlerle işim olmaz’ diyorsan, Türkiye’nin başına kim gelecek diye düşüneceksin.
Onun ne verdiğini çok düşünme.
Oyu, maaşı, emeği, şehidi, alın terini, vergiyi sen vereceksin.
Sorumluluğu dış güçler alacak.
Çok düşünme.
Ceza veriyor.

– Caner KARA