ELMA

İnsanlar kökten böyle…
En başından beri bu şekil.
İblis dediğin, başından beri İblis.
Adem’i gördüğü anda gıcık kapmış.
“Ben buna secde mecde etmem” demiş.
Bulduğu her fırsatta Adem’i yoldan çıkaracağını delikanlı gibi söylemiş mi?
Söylemiş.
Adem’in arkasından mı konuşmuş?
Komplo mu kurmuş?
Yok.
Yüzüne karşı söylemiş.
Adem ne yapmış?
Yasaklı meyvenin hatrına, buna uymaktan çekinmemiş.
Yakalanınca ne demiş?
“Kandırıldım. Rabbim affetsin”.
Affetmiş mi?
Yok.
Komünistinden şeriatçısına, dinsiz-imansızından dindarına, kırk çeşit insan, bu Fetullah konusunda yıllardır bunları uyarmadı mı?
Uyardı.
Biz, çocuk aklımızla bile bunların dümenine düştük mü? Her türlü kahpeliklerine, namertliklerine rağmen, köprüyü geçene kadar bile olsa bunlara dayı dedik mi?
Yok.
İblis’in İblis olduğunu bunlar bilmiyor muydu?
Yok kandırılmış, yok aldatılmış, yok bilmem ne…
Allah’ın bahçesinden meyve çalıp, İblis’le yıllarca fifti fifti paylaştınız.
O kadar aç gözlü, o derece pis boğaz, o kadar doyumsuzsunuz ki, Adem’in koskoca cennette bir meyveye kafayı takması gibi, yediğinizle yetinmez, suç ortağınızın payına sulanır hale geldiniz.
Biz İblis’le en başta yatağa girmediğimiz için elinde ifşa edilecek terörist görüşmemiz, sıfırlamalı ses kaydımız falan da yoktu.
Meyveyi kimle çaldıysa, gitti bahçenin sahibine onu ispiyonladı.
Yoksa gayet güzel geçiniyordunuz.
Babanızın malı gibi, milletin servetlerinden ne istedilerse vermişsiniz.
Parsel parsel satmışsınız.
Aranızdan su sızmamış.
Halbûki en başından, İblis olduğunu biliyordunuz.
Hep o zıkkımınız olasıca meyvenin hatrına…
Kime anlatıyorum ki?
Arsıza kazık çakmışlar, “o ses nerden geliyor” demiş.
Ne güzel demiş Mehmet Akif:
“Bir kızarmaz çehre bulmuşsun ya, ey cânî, bürün.
Hem bütün dünyâyı ifsâd eyle, hem muslih görün!”
Hele siz yok musunuz?
Adem’in çocukları olduğunuz o kadar belli ki.
Darbeyle hakkınız alınacak diye kemeri sıyırıp koştunuz, OHAL’le donunuzu alsalar sesiniz çıkmaz.
Apo’yu yakalayıp “memlekete hoşgeldin” diye karşıladınız.
Darbeci diye yakaladığınız herifleri tekmeyle paspas ettiğiniz gibi evdeki kız çocuklarına kadar sövmeyi, bir şeref gösterisi haline getirdiniz.
Apo’ya televizyon gönderdiğini, hapishane şartlarını iyileştirdiğini pişkin pişkin söyleyen adamı çıkartmadık makam bırakmadınız da darbeci diye içeri atılanlar için idam istemekten diliniz kurudu.
Sizin işinize gelen emri uygularken şehit olan şerefli askeri “kahraman”, otobüse binme emrine itaat eden silahsız askeri okul öğrencilerini “hain” ilân ettiniz.
İkide bir bedelli askerlik çıkaran, açılım yapmadık düşman ülke, düşman millet bırakmayan liderinizin hatrına, tanka, uçağa, mermiye kafa atacak cesaret gösterdiniz.
Meğer ne kadar da vatan için ölesiniz, vatan uğruna savaşasınız varmış.
Meğer içinizde ne biçim vatan sevgisi birikmiş.
Diyarbakır’da Barzani’yle “megri megri” söyleyen adamın hatrına, “Türkiyem” çalmaktan arabalarınızın teyipleri eskidi.
Meğer siz ne vatansever, ne biçim bayrak sevdalısı, ne menem memleket aşığıymışsınız.
Keşke köprüde kestiğiniz askerî okul çocukları gibi, Sarkisyan’ı ağırlayan, Rumlara ruhban okulu hediye eden, Şivan Perver’le düet yapan liderinize de bu vatan sevginizi gösterseydiniz.
Ama…
İşin ucunda meyve olunca, Adem dediğin İblis’le bile iş tutar değil mi?
Mayanız bu şekil.
Demokrasi şamatanız kutlu olsun Adem çocukları.
15 Temmuz 2017