Haydi Bakalım

Darbe girişimi olduğu andan itibaren, Türkçülere sokağa çıkmama çağrısını açık, aleni, dümdüz yapan Türkçü benim.
Silah bırakan askerlere şiddet uygulanmaması için de aleni olarak ortaya çağrı yaptım.
AKP’nin FETÖ’yle yaptığı karı-koca kavgasının, Türkiye’ye verdiği sayısız zararın, Türkçü gençlere musallat olmaması için elimden-dilimden geleni esirgemedim.
Bin türlü imkânsızlığa rağmen çıkarmakta olduğumuz Ötüken Dergisi’nin yayınını kesmedik, darbe girişiminden beri çıkan sayılarda eleştirilerimizin dozunu kısmadık, Tayyip Erdoğan’ın şahsı da dahil, AKP’nin memleketimize verdiği zararları, milletimize yıktığı sorunları -eldeki imkânlarla- anlatmaya, eleştirmeye, lanetlemeye, bilmeyenlere öğretmeye devam ettik.

Bir takım internet fenomeni kılıklı kıvraklar, AKP döneminde gazeteci sıfatı almış “sahibinin sesi” yazar bozuntuları, dikkat çekmek için dansöz kıyafeti giymeye razı olacak kadar haysiyetsiz kemik yalayıcılar billmiyor diye anlatmak zorundayım:

Türkçü, sizin gibi kapı kulu olmuş, çakma padişaha ibrikçibaşı olmuş, önüne atılan kemiklerle sahibinin tasmasını öpen kimse değildir. Türkçü, sizin ya da benim çağrımla oturup kalkacak, takla atacak, sinecek, yılışacak, yavşayacak canlı da değildir.
Türkçü, sizin bahsi geçen örgütle aranızda yaptığınız karı-koca kavgasında ziyan edilecek, harcanacak, gözden çıkarılacak değersiz insan hiç değildir.

“Kripto” gibi, “CIA” bağlantılı gibi iftiralarla şaibe yüklemeye çalıştığınız Türkçüler, devletin kayıtlarına bakarak tanıyabileceğiniz kimselerdir.
Mesela; bugün ağzınızı doldura doldura küfrettiğiniz örgütle pişirdiğiniz işlere karşı mücadele ederken kimin devlet hışmına uğradığına bakabilirsiniz.
Fetullah’la o pis bıyıklarınızı karıştıra karıştıra öpüşerek ortaya koyduğunuz tiyatro oyunlarına kimin aleni muhalefet ettiğine bakın mesela…

Okyanus ötesine selam çakarak sahneye koyduğunuz referandum tiyatrosunda “sandığı boykot” çağrısı yapan benim.
Ermeni açılımınıza defalarca taş koyduğumuzun kaydını, işgal edilmiş adli ve idari makamlarınız size takla ata ata sunabilir.

Bugün şehit cenazelerinde kameralara karşı ağıt yaktığınız askerleri, sizin sokağa saldığınız sakallılar kemerle döverken, taşla ezerken ve bizzat siz katletmeye heves ederken de savunan biziz.
Sizin uydurma reisiniz, Ergenekon tertibinin savcısı olduğunu ilân ettiği sırada da, sınırları teröristlere açıp memlekete silah istiflettiği sırada da aynı askerin ağıdını yakan bizdik.

Bizi, darbe girişiminin ertesi günü hükümet yalakalığına soyunan, uyduruk yayınlarına son veren, malıyla, ticaretiyle, canıyla tehdit edebildiğiniz, papucumun milliyetçileriyle, kurt makyajı yapmış cadılar bayramı çocuklarıyla karıştırmayın.

Sizin timsah yaşlarınız, ağlaya ağlaya gelip milletin anasını ağlatan sinsilikleriniz, adına dava dediğiniz menfaat çarkı düzenbazlıklarınız, omurgasız, ilkesiz, ülküsüz, şeref yoksunu propagandalarınız, sizin gibi vicdanını menfaate peşkeş çekmiş aç köpekleri ikna edebilir.

Dün neyse, bugün de o!
Sizi, sizin reisinizi, sizin kapıkullarınızı, sizinle dün sevişip bugün ayrılanı, dün düşman olup bugün öpüşeni, kemik atanınızı, kemik yalayanınızı, sizinle ilgili ne kadar insan çeşidi varsa hepsini, sevmiyorum, saymıyorum.
Tiksinerek, midem kalkarak, iğrenerek, Türklük haysiyeti ve insanlık şerefi adına üzülerek bakıyorum.
Döneklikleriniz, kıvraklıklarınız, siyaset adını verdiğiniz karı-koca kavgalarınız, küsmeleriniz-barışmalarınız, lafını yemeleriniz, tükürdüğünü yalamalarınız midemi bulandırıyor.

Ailenizden bu derece tiksinirken, bunu da evlendiğiniz günden beri milyon kere dile getirmişken, boşadığınız eşinize karşı sizinle ittifak etmemizi istiyorsunuz.
İkinizi de sevmiyoruz, ikiniz birbirinize lâyıksınız, ikiniz de aynı derecede iğrençsiniz.

Gelelim asıl konuya;
İnternet hesaplarınız üzerinden ya da telefonla yaptığınız tehditleri, şimdiye kadar yemediğimizi, yazdığımızda ya da söylediğimizde bir değişme olmadığını, bazı oynaklar gibi “pusma oyunu” oynamadığımızı anlamış olmanız lazım.
“Hesapları inceleniyor” diyorsunuz, hesap yok.
“Mal varlıkları araştırılıyor” diyorsunuz, mal varlığı yok.
“İlişkileri araştırılıyor” diyorsunuz, ilişki yok.

Ulan gerizekâlı yığını, 15 senedir olmayan mal varlığının, olmayan hesabın, olmayan ilişkisini araştırıyorsunuz. 15 Temmuz’dan sonra mı olacak?
Vicdanından başka sahibi olmayan adamın, şerefinden başka serveti olur mu ey önüne atılan kemik için kapıkulu olmuş haysiyetsiz?
Siz herkesi kendiniz gibi ihale uşağı, kemik bekçisi, harem oğlanı mı sanıyorsunuz?
Taşımadığınız şerefi, kazanmadığınız haysiyeti, bünyenizde bulunmayan onuru size Türkçüler yükler mi, ey akılsız?

Sahibiniz biliyor, siz de öğrenin:

Bizden alabileceğiniz bir şey yok!
Tehdit edilecek mal varlığı biz de yok.
Ömrümüzü de Türklüğe kurban diye kestik.

Hadi havlamaya devam edin.