MÜLTECİ

İçişleri bakanımızın verdiği son bilgiye bakarsak, bu sabah itibariyle ülkemizden Avrupa’ya geçen mülteci sayısı 76 bin.
Bu sayının ne kadarı Suriyelidir; bilmiyoruz ama sınıra yığılan mülteci haberlerinden gördüğümüz kadarıyla tam bir ırklar karnavalı var. Az koyudan çok koyuya doğru çeşit çeşit zenci ve Afgan, Bangal, Peştun gibi çingene karası ırklar, feryat figan bir insanlık dramı… Mülteciler sınırı, sınır kapısından geçmeye çalışıyor; Yunan kopilleri 300 Spartalı gibi direniyor.

Geçtiğimiz günlerde Birleşmiş Milletler genel kurulunda Suriye temsilcisinin Türkiye’yi suçlayan nutuğuna cevap veren Türkiye daimî temsilcisi Feridun Sinirlioğlu, ‘9 milyon Suriyeliye bakım ve koruma sağlıyoruz’ dedi.
Bu sayıya diğer ülkelerden gelen mültecileri de ekleyince çıkan sayıyı elbette bilmiyoruz. Bildiğimiz şu: İçişleri bakanımızın Avrupa’ya gittiğini söylediği mülteci sayısı, Sinirlioğlu’nun verdiği Suriyeli sayısının %1’i etmiyor.
Bir de şunu anlıyoruz: Elimizde kalan %99, Yunanistan’ın toplam nüfusu kadar…

Onlarca şehit vermemizin ardından uzun süre göremediğimiz sayın cumhurbaşkanı, dün kameralar karşısına çıkarak açıklamalarda bulundu. Onun açıklamalarına bakarsak, 3,7 milyon Suriyeli besliyoruz. 2016’da Avrupa’yla yaptığı anlaşmaya göre, bu mültecileri tutmak için söz verilen para gönderilmemiş. Almanya şansölyesi Merkel’le görüşmüş. Yeni bir pazarlık sonucu Merkel ‘25 milyon avro vereyim’ demiş, vs…

Geçelim.

Şehit haberlerinin karabasan gibi çöktüğü gece, isteyen mültecilerin Avrupa’ya geçişine engel çıkartmayacağımıza dair bir söylenti yayıldı. Resmî açıklama bekleme gereği duymayan binlerce mülteci, tası tarağı toplayıp sınırlara yöneldi.

Şahsen çok bozuldum.
‘Bu vatansızlar, ne demek istemektedir, neyi amaçlamaktadır’ diye düşündüm.
Milletçe kahr-u perişan eden şehit haberleriyle yasa bürünmüşken, adeta bir bayram sevinciyle Avrupa sınırına yönelen mülteciler…
Kan ve ölüm çukuru halindeki ülkelerden kaçarak ülkemize sığınmış bu binlerce vatansızın, çağ üstüne çağ atlayarak gelişen cennet yurdumuzda neyi eksikti ki?
Bunları cezaevlerinde, müebbet zindanlarda esir mi tutuyorduk?

Hâlbuki sayın cumhurbaşkanı, daha şehit cenazeleri toprağa verilmeden, 2020’de 58 milyon turist ve 41 milyar dolar turizm geliri beklediğimizi söyledi. Geçtiğimiz Ocak ayında, geçen yıla oranla %16 fazla turist çektiğimizi ifade etti. İhracatımızın %2,2 arttığını, geçen yılı cari açıkla değil, 1,7 milyar dolar cari fazla vererek kapattığımızı müjdeledi. Yetmedi; ‘2019’u neredeyse % 1’lik büyüme ile kapatarak şom ağızlılara hak ettikleri dersi verdik’ dedi.

Milletçe yasa gömüldüğümüz günlerde, kulaklarımızı dört açarak açıklama beklediğimiz makamdan, peş peşe müjdeler geldi. Eski meclis başkanından yeni maliye bakanına kadar, bu müjdeler karşısında zevkten dört köşe olanları görünce, milli yas bekleyenlerle vicdani yas tutanların ne kadar haksız olduğunu anladık(!).

Sadece biz mi haksızdık?
Ya ilk sinyalde sınırlara üşüşen mülteciler?
Nasıl olur da böyle bir ülkeden kaçmaya çalışırlar?
Sayın Cumhurbaşkanı’nı hiç anlamamışlar…
Yazık.

Sadece onlar mı?
Ya sayın cumhurbaşkanımızın, cennet yurdumuza ayak basmayan büyük oğlu?
Muhterem pederlerinin devr-i iktidarında Boston’da okumayı tercih eden küçük oğlu?
Ya muhterem pederlerinin devr-i iktidarında İndiana’da okumayı tercih eden Sümeyye hanımefendi?
Ya aynı dönemde İndiana ve Berkeley’de eğitimini tamamlayan, Soros gibi bir Yahudi’nin finanse ettiği ve Kılıçdaroğlu gibi birinin kurucusu olduğu TESEV’de çalışan Esra hanımefendi?

Sayın cumhurbaşkanımızı hiç anlamamışlar.
Hele hele, yıllardır cennet yurdumuza yatırımcı davet etmekten dilinde tüy biten sayın cumhurbaşkanımızın, sermayelerini BMZ GROUP adıyla yurtdışında değerlendiren muhterem oğulları ve eniştesi Ziya Bey…
Dünyanın bütün sermeye sahipleri ve turistleri ülkemize akarken, onların bu yaptıkları iş mi?

Bunlardan daha vahimi, 15 Temmuz’dan kurtulmamızı Suriyelilere borçlu olduklarını söyleyen sayın içişleri bakanımızın, Avrupa’ya ‘kaçan’ mültecilerle ilgili devamlı olarak kamuoyuna müjdeli haberler vermesi. Allah korusun; bir hain darbe girişimi daha olsa, Suriyelisiz bir Türkiye ne yapar?
Bunları düşünmemiz gerek…

Sayın, çok sayın, daha da sayın olacak şeklinde, tek tek sayarak sayın büyüklerimizi bitirmek elbette mümkün değil.
Lafı dolandırmadan söyleyince anlaşılmıyor; tane tane anlatmak isteyince de okunmuyor maalesef…

Geçelim.

İşin özü ve anlaşılması gereken sadece 2 nokta var:

1-      Sayın devlet büyüklerimizin çizdiği manzara ne olursa olsun, bir vatanı bile olmadığı halde ilk fırsatta kaçmaya çalışan on binlerce insanla aynı bayrağın altında yaşıyoruz ve fırsatı bulunca yurtdışında okumayı, yaşamayı, iş yapmayı tercih edenler sadece mülteciler değil; sayın devletlilerimizin en yakınları…

2-      Afgan, Bangal, Beluc, Arap mültecilerin bile kaçmak için birbirini ezdiği cennet yurdumuz için tırnağı bile bunların ülkesinden kıymetli vatan evlatlarını şehit veriyoruz.

Ölüme güzelleme yazmanın, kurbağaya makyaj yapmaktan farkı yok.
Kusura bakmayın.
Turizmle, cari fazlayla, ticaretle ya da makyajla ceylan olmuş kurbağa da görmedik.

Aziz şehitlerimizi saygıyla ve yüzlerine bakacak yüzüm olmayarak anıyorum.

Caner KARA